Cumhuriyet, tebaa ve Barrack

Tom Barrack, bu hafta sonu Türkiye’de düzenlenen Antalya Diplomasi Forum’nda yaptığı açıklamalarla ana muhalefetin hedefinde. Ve Tom Barrack’a yönelik bu sert eleştirilerin Türk toplumunda önemli bir karşılığı da var. İlginç olan şu ki, Barrack ABD …
Dünya - Nisan 21, 2026 1:42 am A A

Tom Barrack, bu hafta sonu Türkiye’de düzenlenen Antalya Diplomasi Forum’nda yaptığı açıklamalarla ana muhalefetin hedefinde.

Ve Tom Barrack’a yönelik bu sert eleştirilerin Türk toplumunda önemli bir karşılığı da var.

İlginç olan şu ki, Barrack ABD’de de Türkiye yanlısı olmakla ve İsrail’i defalarca eleştirip fazla Ankara yanlısı olmakla suçlanıyor.

Cumhuriyetçi Senatörler ve muhafazakâr yorumcular onu Recep Tayyip Erdoğan yönetimine yakın görüyor.

***

Barrack aslında ezber bozdu.

Kimsenin söyleyemediklerini açıkça söyledi.

İsrail’in Türkiye’ye yönelik yaklaşımını eleştirdi ve Türkiye’nin “oynanacak bir ülke olmadığını” belirtti.

İsrail’in Türkiye’yi bölgesel tehdit olarak görmesine atıfla “bu söylemin zamanla ortadan kalkacağını düşünüyorum” dedi.

Türkiye’nin Gazze’de ABD öncülüğündeki uluslararası istikrar gücüne katılmasının en doğru adım olacağını savundu…

Türkiye’nin HAMAS’ı terör örgütü olarak tanımlamamasının ateşkes sürecini mümkün kıldığını söyledi. Ve arabuluculuk rolünü övdü…

Trump ile birlikte Türkiye’nin F-35 programına yeniden dahil edilmesi gerektiğini düşündüğünü söyledi.

***

Florida Senatörü Rick Scott, Türkiye’nin F-35 ve diğer savunma sistemlerini almaması gerektiğini söyledi. Türkiye’nin Hamas, Müslüman Kardeşler ile ilişkilerine atıf yaptı.

Muhafazakâr yorumcu Mark Levin ise Barrack’ın “Erdoğan sözcüsü gibi konuştuğunu” söyledi…

***

Bir diğer husus, Lübnan ateşkesinde hem Hizbullah’ı hem İsrail’i eşit şekilde güvenilmez olarak nitelemesi…

“Hizbullah ile bir yol bulunması gerektiğini ve bu yolun Hizbullah’ı öldürmemek olması gerektiğini” ifade etti.

Ayrıca İran ve Hizbullah’ın Lübnan’daki savaşı sona erdirmek için görüşmelere dahil edilmesi gerektiğini söyledi.

Senatör Lindsey Graham,“saygı duyduğunu ama güçlü şekilde katılmadığını” söyledi.

Barrack bir adım ileri gitti “Amerikan söyleminde ve Batı’nın büyük bölümünde Hizbullah yabancı bir terör örgütüdür. Ancak Lübnan’da aynı zamanda bir siyasi organizasyondur.” dedi…

Mevcut ve geçmiş ateşkes şartlarına göre Lübnan Silahlı Kuvvetleri’nin Hizbullah’ı silahsızlandırması gerektiği fikrini de reddetti.

“Lübnan Silahlı Kuvvetleri’nin çoğunluğu kendi kuzenlerine ateş etmeyecek, özellikle de İsrail onları bombalarken… Peki çözüm nedir? Çözüm temel refah olmalı,” dedi.

Lübnan’ın Abraham Anlaşmaları’na dahil edilmesinin ve Türkiye ile yakın çalışmanın uzun vadeli çözüm olduğunu söyledi.

Barrack ayrıca antisemitizmin Arap dünyasında veya başka yerlerde yaygın bir sorun olduğu fikrine katılmadığını söyledi

“Ben Lübnanlı Katolik bir mahallede büyüdüm, herkes Yahudilerle iş yapardı, sorun bu değil. Siyonizm tanım meselesiydi,” dedi.

***

En çarpıcı açıklamaları ise yönetim modelleri üzerine oldu.

Orta Doğu’da en başarılı yönetim modelinin “ılımlı monarşiler veya monarşik cumhuriyetler” gibi “güçlü liderlik rejimleri” olduğunu, Arap Baharı sonrası demokrasi girişimlerinin başarısız olduğunu savundu.

İşte dananın kuyruğu burada koptu…

Yalan değil, başarısız oldular.

Ancak zaten Arap Baharında asıl hedef hiçbir zaman yalnızca demokrasi değildi…

“Dünyanın bu bölgesinde tek geçer akçe güçtür” dedi.

Yani değerler, Magna Carta vs yok anlamı çıkar.

Aslında güç dünyanın her yerinde geçer akçe.

Sadece bu bölgede değil….

Kendi rönesansını yapamayan toplumlarda daha da öyle…

Kısmen haklı…

****

Barrack Lübnanlı bir aileden geliyor.

Osmanlı kontrolündeki Cebel-i Lübnan bölgesinden Katolik bir aileden gelmekte.

Büyük bir zengin elit aile değildi…

Thomas J. Barrack Jr.’ın babası küçük ölçekli bir perakende işinde çalıştı.

Elit bir ticaret hanedanından ziyade tipik ekonomik olarak yükselen bir göçmen ailesi.

Asıl büyük finansal yükseliş daha sonra Thomas J. Barrack Jr. tarafından gerçekleşti.

Barrack kurumsal hukuk alanında Avukat olarak çalıştı.

1970’ler ve 80’lerde Suudi Arabistan bağlantılı danışmanlık işleri yaptı.

Orta Doğu sermaye çevreleriyle ilişkiler kurdu…

Tom Barrack’ın kendisi zaten Osmanlı tebaası kökenli bir aileden geliyor.

Bu nedenle içinde bir öykünme ve Osmanlı’yı büyük görme eğilimi olabilir.

***

Biz istesek de istemesek de Osmanlı bakiyesi bir toplumuz.

Osmanlı borçlarını ödemiş bir ülkeyiz.

Bizim de artık Osmanlı mirası ile Cumhuriyetin kazanımlarını ortak bir noktada birleştiren birlik anlayışına kavuşmamızın zamanı geldi.

Osmanlı’nın hata ve sevaplarını ve Cumhuriyetin kurulduğu dönemin dünya dengelerini birlikte değerlendirmek gerekiyor.

Bu nedenle ana muhalefetin monarşi çıkışı elbette “tebaa olmaktan, kul olmaktan çıkıp birey olduk, eşit olduk” diyen milyonlar için önemli….

Bununla birlikte, Osmanlı Kültürel mirasını tamamen reddetmenin, “biz evladı Fatihanız” diyen milyonlarla aradaki uçurumu büyütmekten başka işe yaramayacağı açık.

Yani ne Osmanlı ve mirası yüceltilerek tarihi gerçeklerden uzak değerlendirilmeli ne de başarıların, bölgesel gerçeklikteki dönemsel yeri dışlanmalı…

Velhasıl Lübnan kökenli, göçmen bir aileden yükselmiş bir hukukçu ve bir iş insanı Thomas Barrack…

Bir ABD Büyükelçisi olarak bu arka planla Türkiye’de konuşuyor…

“İsrail’in İran’dan sonra sıradaki hedefi Türkiye” denilen bir dönemde, “İsrail’in en doğru stratejisinin Körfez ülkeleriyle ve bu güçlü medeniyetlerle uyum içinde hareket etmek olduğunu” söylüyor.

İsrail’e adeta stratejik bir çerçeve çiziyor.

Hizbullah’ın Lübnan siyasetindeki yerini de siyasal parti bağlamında anlatıyor…

Biraz Osmanlı kompleksine ve hatta ezikliğine sahip olmasını da anlamak lazım.

Dünya - 1:42 am A A
BENZER HABERLER

YORUM BIRAK

YORUMLAR

Hiç yorum yapılmamış.