200’lük banknot bibere yetmiyor
“Bugünlere manşetlerle çarpışa çarpışa geldik” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’e manşetlerden yüklenen iktidar destekçisi Albayrak Grubu’na ait Yeni Şafak gazetesine nedense ses çıkarmadı.
Anlaşılan Saray’dan beklediği desteği bulamayan Şimşek de, bu gruba yanıtını bir diğer iktidar destekçisi Karaman ailesine ait Kanal 7 tarafından düzenlenen “Yükselen Türkiye Zirveleri”nde yaptığı konuşmayla verdi.
Şimşek konuşmasında, eleştirilen uygulamaları sayesinde Türkiye’yi ekonomik şoklardan koruduğunu savunarak, “Bu program olmasaydı enflasyon nereye giderdi?” diye sordu.
Yeni Şafak’ı savunacak halimiz yok ancak Şimşek’e yanıtı dün Türkiye’nin en yaygın süpermarket zincirinde gördüğüm kapya biberin 1 kilogram fiyatı üzerinden vereyim:
“Türkiye’de tedavülde olan en büyük para 200 liralık banknotla bir kilo kapya biber alamazsınız, çünkü kilosu 230 lira.”
Bir türlü önlenemeyen gıda enflasyonuna örnek olarak daha önce salatalığın, yani bildiğiniz hıyarın kilosunun 200 lira olması gösteriliyordu.
Anlayacağınız kapya biber hıyarı geçmiş durumda.
Kime sorsanız Türkiye’de halkın en büyük sıkıntısı her gün artan gıda enflasyonu, önlenemeyen kira artışları, işsizlik.
Ama unutmayalım ki, yukarıda saydıklarımız başta olmak üzere tüm olumsuz gelişmelerin anası, ADALETSİZLİK, HUKUKSUZLUK, KAYIRMACILIK.
Hukukun ve adaletin işlemediği bir ülkede ne toplumsal huzur olur, ne de ekonomik istikrar.
Şimşek ekonomide yapısal reformlardan bahsedip duruyor ama şimdiye kadar ekonomiyi düze çıkaracak somut nelerin yapıldığını bir türlü anlatamıyor.
Hukuk işlemediği sürece, kamuda devleti sürekli zarara sokan uygulamalar ortadan kaldırılmadıkça, bütçedeki kara delik asla küçülmez, daha da büyüyerek ülkeyi kendi içine daha da çeker.
İnternete kısa bir göz atın, Türkiye’de neredeyse her sektörden ya konkordato ya da iflas haberlerine rastlıyorsunuz.
Yapısal reformlar harfiyen uygulanmış olsa, hukuk ve adalet demokratik ülkelerde olduğu gibi işlese, Türkiye çoktan ekonomik krizden çıkmış olurdu.
Soralım Sayın Şimşek’e…
Devletin üzerinde büyük yük oluşturan, hem de dolar üzerinden geçiş garantili otoyollardan, hasta garantili hastanelerden, yolcu garantili yılda 10 tane uçağın inmediği hava limanlarından, kamudaki kiralık araç saltanatından, kamu kurumlarının devlete ait binalar yerine yüksek kiralar karşılığı AKP yandaşı müteahhitlerin binalarına taşınmalarından vazgeçildiğine dair tek örnek gösterebilir mi?
Veya bu saydıklarımızla ilgili yeniden yapılandırma için muhataplarıyla oturulup konuşulduğunu söyleyebilir mi?
Sokaktaki adam bile artık biliyor ki, adaletin, hukukun olmadığı bir ülkeye kalıcı istihdam sağlayan bir yatırım gelmez.
Yerli sermaye, kendi ülkesinde adalete, hukuka güvenmeyip, yatırımlarını başka ülkelere kaydırırken, yabancı niye gelsin ki bu ülkeye?
Yapılan yatırıma, “Canım istedi, el koydum” denmeyeceğinin garantisini kim verecek?
İş dünyasından aklı başında kimle konuşsanız, herkes şikayetçi, ama açık söyleyeyim korkudan dolayı kimse derdini çıkıp, ortalıkta anlatamıyor.
Sermaye derdini anlatamazken, söyleyin bakalım sokaktaki Ayşe teyze, Mehmet amca, hıyarı, biberi kime şikayet edecek?
-
Bir şehrin sokak lambalarını kırmızıya çeviren o gizemli neden
-
Türkiye’nin küresel erişimi için kritik zirve. Bakanlık ve THY yeni dönemi başlatıyor
-
Perşembenin galibi değişmedi. Sevdiğim Sensin yine zirvede
-
Çin, Ay’da iki yeni mineral keşfetti
-
Okul saldırılarına ilişkin Meclis araştırma komisyonu kurulması kararı Resmi Gazete’de
-
Ege Denizi açıklarında 5,9 büyüklüğünde deprem
